Aralık 15, 2016

Ankaralı Namık - Yüzün Gülmesin



Bırakıp ta gittin beni,
Terk ettin seni seveni,
Bir kötüye sattın beni,
Senin de yüzün gülmesin vay.

Aklımı başımdan aldın,
Beni dertten derde saldın,
Güldürmedin hep ağlattın,
Senin de yüzün gülmesin vay.

Her sözüne inanmıştım,
Beni seviyon sanmıştım,
Beni kahreden bu aşkta,
Meğerse ben aldanmışım vay.

Ağlarım ben derdim bitmez,
Bu sevda başımdan gitmez,
Benim sensiz yüzüm gülmez,
Senin de yüzün gülmesin vay.

Hele dur kız sarı gelin, unuttun mu beni?
Hani benden başkası tutamazdı elini.

Tanımadın herhalde, dur sana anlatayım.
Yaralı yüreğimi, bu günde kan akıtiyi.
Siz küçükken zengindiniz, ben de garip bir çocuk,
Sen iskarpin giyerdin, ben de naylon bir gocuk.
Sofranız hep zengindi; yağ, bal, börek, çikita muz,
Bizimkindeyse çorbayla bir baş soğan bir de tuz.
Bende biraz zengin olsaydım düğünümüz olurdu.
Pembe panjurlu evimize limuzinler gelirdi.
Tabancalar patlardı şerefimden, şanımdan.
Öpmek nasip olurdu elalemin alnından.
Allah nasip etmedi, dikemedik bayrağı.
Bana da kendine de, zehir ettin bu dünyayı.
Fazla kalma sarı gelin, belli ki yolun uzun.
Yürü de salın hele, akayım uzun uzun.
Öldürüp de gitseydin, unuturdum belki,
Bugün kırkım çıkardı, af ya da elli ikim.
Bugün yine yurtsuzum, nerelerde kışlarım?
Ben sizin yerinizde olsam, burayı alkışlarım.

Benim sensiz yüzüm gülmez,
Senin de yüzün gülmesin vay.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder